Biosense Koruyucu – DMK İstanbul
Yenilikler
15 Nisan 2016
Öncesi – Sonrası
15 Nisan 2016

BİOSENSE: KORUYUCU SAVAŞLARI!

 

Danne Montague-King, yayın hakları Mayıs 2009

 

Cilt ve vücut ürünlerindeki koruyucuları konu edinen güncel tartışmalar ABD genelinde ’Yeşil kozmetik’i savunan birçok özel laboratuarın en büyük problemidir. Bunlar, FDA düzenlemelerine uygun olarak üretim yapan firmaların ürünlerinin insan sağlığına uygun olduğunu ispatlamak için başvurdukları bağımsız laboratuarlardır.

Ürünlerin içeriğinde yer alan çoğu maddenin organik veya yeterince doğal olmamakla eleştirilmesine rağmen, kansere ve diğer hayati tehlike arz eden hastalıklara neden olan en büyük ‘fail’ muhtemelen metilparabendir.

Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin yanı sıra mantar ve küfü önleyen metil paraben, ürünün raf ömrünü 2 yıla kadar uzatır. Bu nedenle 1920’lerden beri kişisel bakım endüstrisinin vazgeçilmezidir. Daha önce çok kez konu edindiğim için, bunun eksilerine ve artılarına bu makalede değinmeyeceğim.

Kimyagerlerin doğal olmayan koruyuculara alternatif olarak kullanabileceği birçok alternatifin bugün piyasada bulunduğunu söylemeye gerek yok. Ancak reçetesiz satılan ilaçların üreticisi birçok büyük firma eski uygulamaları sürdürmekte ısrarcı.

Özel kliniklerde veya SPA alanında çalışan bizlerin müşterileri prosedürlerin uygulanışı bağlamında gözlemleme şansı bir hayli yüksek. Bu nedenle ‘yeşil hareket’ bizim çalışma alanımızda parekende satışlarda olduğundan daha büyük bir etki yaratmıştır.

Ayrıca, CİLDİMİZİ MİKROBİYAL VE MANTAR SALDIRILARA KARŞI KORUDUKLARI SÜRECE organik materyalleri ve aktif otları kullanmamızda bir sakınca yoktur!

İşte burada bir ikilem doğmaktadır. Birçok mikrobakteriyoloji uzmanı, tüketicilerin ellerinde patlayan yeni koruyucularla ilgili endişeli. İnsanlar evde parmaklarıyla uygulama yaparken çapraz kontaminasyona pek dikkat etmiyorlar. Çoğu zaman tüplerin kapağı açık bırakılıyor. Kimi zaman yalnızca birkaç dakika, havada uçuşan bakterilerin ürüne yerleşmesi ve üremesi için yeterlidir.

Fakat, genellikle olduğu gibi bir şeyler keşfedilir, aniden birileri kimyagerlerin ve diğer bilim insanlarının dünyasında özel bir şey keşfeder ve bir başka insan da bunu duyurur.

Ve ben de bu insanlardan biri olmanın  ayrıcalığını yaşıyorum!

Otların dünyası ve Asya kimyası konularında engin bilgiye sahip insanlardan biri olan kimyager arkadaşlarımdan Sarjula Sangvhi, yeni koruyucuların uzun ömürlülüğüyle ilgileniyor. Arkadaşım, bağımsız test için devamlı olarak ürünler gönderdiği bir mikro bakteri laboratuarında yaptığımız görüşme sırasında çok şaşırmış bir laboratuar teknisyeni tarafından yeni bir bileşim (FDA testi için) buldukları ve bunun neredeyse bir mucize olduğu konusunda bilgilendirildi. Daha çok, TAMAMEN organik bileşenlerden oluştuğu için ‘mucizevi’dir!

Tuhaf bir biçimde, BİOCENCE denen bir bileşim yalnızca tıp alanında, doktoların muayenehanelerinde, ameliyatlarda ve hastanelerde kullanılıyordu. Bu bileşen mikroorganizmaların gelişimini anında önlemesiyle ve bu organizmaları hapsetmesiyle tanımlanıyordu. Tıbbi uygulamalarda canlı dokuya bölgesel olarak botanik bir antiseptik sistem olarak uygulanıyordu. Fakat bu bileşen, Methicilin Resistand Stapyhlococcus Aureus (MRSA)’un da aralarında bulunduğu stafilokok bakterileri de anında öldürüyordu.

Günümüzün modern hastaneleri için son derece hayati olan tüm bunlar yaralanmalarda ve enfeksiyonların yayılmasının önlenmesinde oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyordu.

Laboratuar teknisyeni hemen bu şaşırtıcı bileşeni keşfeden kişiyi aradı ve adamı kozmetik endüstrisinin devasa potansiyeli hakkında bilgilendirdi.

Bu gelişim hakkında bilgilendirilmemden kısa süre sonra (ben de kendi formüllerimde kullanacağım yeni alternatifler geliştirmek için adım atmak üzereydim) laboranttan aradığı adamın numarasını rica ettim.

İsmi Allan Lord’du. Yaratıcı birçok kaşif gibi o da telefonda çok utangaç ve oldukça da samimiydi. Bense oldukça konuşkan biri olarak hemen kendisine hikayesinin anlatılması, bu tarz bilgilerin birkaç kişi arasında sır olarak kalmaktansa paylaşılması gerektiğini söyledim. Güzellik sektöründe her yeni şeyi kendileri keşfetmiş gibi görünmeyi seven birçok ‘ego’ biliyorum. Ama kendini işine adamış bu adamla ilgili böyle bir şey söz konusu değildi. Allan Lord, Hawaii’de bölgesel mantar enfeksiyonuna yakalanınca, 9 yıl önce BIOCENCE’i keşfetti. Ne kadar aptalca görünse de, kendisini iyileştiren ve bunun üzerine düşünmesine sebep olan şey geleneksel ve yerel tıbbi bir Hawaii karışımıydı.

BIOCENCE küresel olarak tescillenmiş, neredeyse tüm kişisel bakım ürünleriyle uyumlu bir paraben ve formaldehid serbest koruyucu sistemidir. Güvenli ve nontoksik olmasının yanı sıra herhangi bir tahrişe veya reaksiyona yol açtığına dair bir veri yoktur.

Lord’a göre BIOCENCE, kullanımı kolar, yüksek oranda stabil ve pH etkisi yüksek (proteinler ve sürfaktanlar gibi karmaşık moleküller dahil) bir bileşimdir. Ayrıca geniş bir sıcaklık yelpazesi altında kozmetik safhalara da katılabilir.

Bu dikkat çekici adamdan bahsederken bir deja-vu yaşadım. Yıllar önce Biofreeze isimli topikal analjeziği geliştirdiğimde amacım yalnızca kronik eklem ağrısı olan babanneme yardım etmekti. Yıllar sonra bu ürün dünyada en çok satan analjeziklerden biri oldu. Yıllar önce formülümü ve hisslerimi partnerlere sattığım için bugün Biofreeze’in haklarını elimde bulundurmuyorum. Fakat dünyada nereye gidersem gideyim, Rusya’da ve Tibet’te Biofreeze’in reklamının yapıldığını görünce ahbaplarıma bir şey yapmış olmanın gururunu yaşıyorum. İlk başta Biofreeze’in hiç satmayacağını düşünmüştüm. Allan Lord’un buluşunu da ekleyerek burada sesimi başkalarına duyurmak istiyorum.

Art arda yönelttiğim bir yığın soruyla geçen bir saatlik konuşmamızda kendisi bir kez bile bileşiminin ticari yönüyle ilgili bir şey ifade etmedi. Bunun yerine BIOCENCE kullanılarak hangi tip tedavilerin gerçekleştirilebileceğini, ameliyat öncesi ve sonrası prosedürlerde bunun plastik cerrahlara, dermatologlara ve estetisyenlere ne gibi yardımlar sağlayabileceğini tartıştık. Ayrıca en iyi sonuçların elde edilebilmesi için buna ilaveten ne tür formların kullanılabileceğini görüştük.

Fakat yine de, eğer kozmetik dünyası ‘tamamen doğal koruyucular’ konusunda endişe duymaya devam edecekse BIOCENCE paralarını harcamaya değecek bir koruyucu olacak.

Biliyor ve söylüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir