Enzimler – DMK İstanbul
2016 Güzellik ve Bakım Fuarı
12 Mart 2016
DMK efa+
31 Mart 2016

Enzimler

Enzim tedavisi ve enzim içeren ürünlerin kullanıldığı tedavi yöntemleriyle ilgili bilmeniz gereken her şey!

Uzun yıllardır okuyucularım bana enzim tedavisiyle ilgili sorular yöneltmişlerdir. Birçoğu belli bir üründen bahsettiğimi zannederken, bazıları da ‘bu ürünü nerede bulabilirim?’ gibi şeyler söylediler. Aslında ben herhangi bir üründen bahsetmiyordum; bahsettiğim şey doğal fenomenlerden birini kullanarak gerçekleştirilen uygulamalardı.
Eğer dünya dışı varlıkların yolu gezegenimize düşse ve önde gelen bir bilim insanından insan organizmasını kendilerine en temel şekliyle anlatmasını isteseler, bilim insanının vereceği yanıt ‘bizler sıvılardan, proteinlerden, enzimler tarafından kontrol edilen amino asitlerden ve bunları bir arada tutan elektromanyetik enerjiden ibaretiz’ olurdu.
Benim için şaşırtıcı olan, şu ana kadar bilim insanlarının insanın tüm hücre yapısını kontrol altında tutan enzimlerin yalnızca 2000’den az türünü keşfetmiş olmaları. Ben çok daha fazla enzim türü olduğu düşüncesindeyim. Enzimlerin cilt bozukluklarının tedavisinde önemli bir rol oynaması benim için tuhaf bir şey değil. Çünkü sağlıklı bir cildin en temel kaynağını enzimatik süreçler oluşturur.

Enzim nedir?

Enzimler doğada bulunan biyolojik katalizörlerdir. Estetik ve kozmetoloji çevrelerinde yıllarca enzimlerin lokal deri tedavisine uygun olmadığı, boyutlarının çok büyük olduğu, protein moleküllerinin deriye nüfuz etmek için çok büyük oldukları düşünülmüştür. Aslında enzimler protein değildir. Enzimler deriyi tedavi etmek için bitkisel ve bazı hayvansal proteinleri kullanırlar. Bazı özel kimyasal reaksiyonların hızlandırılmasını sağlayarak veya onları taklit ederek organik katalizörler gibi hareket ederler.

Enzim nasıl çalışır?

Araştırmalar enzimin geçici olarak reaktif molekülle birleştiğini kanıtlamaktadır. Etrafını çevreleyen moleküllerle sağladığı yakın temas ve iletişim tesadüfen gelişen bir durumdan ziyade hataya pay bırakmadan gerçekleşen bir olaydır. Bununla ilişkili olarak reaksiyon hızlanır. Örneğin vücut karbonhidrat yaktığında, karbonhidrat depolayan enerji hücreleri hızla yeniden depolanır. Bu süreç ‘metabolizma’ olarak adlandırılır. Metabolizma iki işlevdedir: anabolizm (hücre materyalleri sentezi) ve kabatolizm (hücre materyallerinin ayrıştırılması).
Bu reaksiyonlar enzimler tarafından kontrol edilen proteinler sürece dahil olana dek çok yavaş seyredebilir. Enzimler olmadan metabolik işlevlerin tamamı kaybolabilir. Aslında enzimler önce alt enzim katmanını oluşturmak, sonrasında ise tepkime ürünlerinin üretimi için kimyasal tepkimeye katılan maddelerle birleşirler. Enzimin kendisi hiçbir zaman değişikliğe uğramaz ve tepkimede yer almaz, fakat tekrar tekrar kullanım için özel olarak görevlendirilirler.
Enzimin bir uzay istasyonu olduğunu düşünün. Bu istasyonun etrafında birbiriyle iletişim halinde olmadan, gelişigüzel hareket eden ve bu nedenle hiçbir misyonu yerine getirmeyen çeşitli uzay gemileri olabilir. Her uzay istasyonunda uzay araçlarının istasyona kenetlenmesi için bağlantı noktaları vardır. Eğer uzay gemisi kendi limanına yanaşırsa ve diğer gemi de uzay istasyonunda kendisine ayrılmış özel yerine iniş yaparsa, bu iki gemi statik bir duruma girerler ve birbirleriyle etkileşimde bulunmaya başlarlar. İşte enzimler de bu şekilde çalışır.

Cildin yenilenmesinde enzimler ve uygulamalar

Enzimlerin ve koenzimlerin (vitaminlerin) deri üzerinde başta derinin normal işleyişini düzenlemek gibi birçok etkisi vardır. Örneğin kolajenez enzimi, kolajen liflerinin sentezini düzenler. Eğer Roaccutane veya onun benzeri bir ilacın kullanımıyla veya akne tedavisinde hastalara yaygın olarak invafiz lazer uygulamasıyla kolajeneze zarar verilirse, sıkışan kolajen lifleri asit peelingleri ya da lazer etkisi gibi cilt travmalarına yol açabilirler. Bunun bir sonucu olarak da keloid veya hipertrofik yaralar meydana gelebilir. Kolajen liflerinin normal şekilde çoğalması hızlanır ve lifler yüzeye çıkarak derinin hızla onarılmasında ve yenilenmesinde görev almaya çalışır.
Ancak, deriye bölgesel tatbiki çok verimli olan birçok enzim de bulunmaktadır. Bu enzimler, sıklıkla yanlış bir şekilde ‘kurumuş deri’ olarak tanımlanan ve ciltte yüzeysel kırışıklıklar gibi görünen ölü deri hücresi tabakalarının vücuttan atılmasını hızlandırırlar. Enzimler aynı zamanda derideki kirleri, gazları ve tıkanıklıkları da temizlerler. Aslında bu türden bir tedavi yöntemi cildin daha sağlıklı görünmesini ve derinin renk tonunu artırarak cildin daha genç görünmesini sağlayabilir. ‘Bu formülde ne kadar enzim kullanıldı’ şeklinde bir soru sormakla etkili bir sonuç almak arasında herhangi bir ilişki yoktur. Asıl önemli olan derinin kendi enzimatik faaliyetinin hızlanmasıdır. Eğer doğru enzim kombinasyonu deriye uygulanırsa, canlı hücreler üzerinde kötü etki yaratan ölü hücreler ve kirler 20 dakika içerisinde deriden atılmaya başlar.

Enzimlerin lokal olarak uygulanması

Enzimlerin birkaç gruba ayrıldığını gördük. Bir enzimin ölü proteinleri ortadan kaldırırken, diğer bir enzimin nişasta ve fazla glukozun sindiriminde rol oynadığından bahsettik. Bir üçüncü enzimin ise deri gözeneklerindeki yağları yaktığını söyledik. Özel bir enzim türü olan transferaz hücre membranları arasında iletişimi sağlar. Bu sürece ‘transkripsiyon’ denir.
Bu süreçte azot kodlu DNA temeline uygun şekilde RNA zinciri sentezlenir. RNA polimeraz enzimi, DNA moleküllerinden birine kenetlenir. Diğer dizi ise pasif kalır. RNA art arda nükleotidleri izleyerek DNA dizisi boyunca ilerler. Enzim, nükleotidlerin içinden birbirini tümleyici bazları seçer ve bunları baz çiftlerini tümleyici kurallara uygun bir şekilde molekül ve RNA içerisine yerleştirir. Daha sonra molekül ve RNA protein sentezi için genetik mesajları sitoplazmaya taşır. Bu mesaj tüm deri hücreleri için hayatidir. Aynı zamanda ölü yağ tabakası da atarak hücrelerin yaşam güçlerini uzatır ve daha sağlıklı bir rejime sokar.

Yüz kasları ve enzimler

Aşağıya doğru sarkan yüz kaslarını, adeta pompayla şişirir gibi yukarı kaldırmak mümkündür. Bunun, vücudun herhangi bir yerindeki bir kası spor yaparak gerdirmekten hiçbir farkı yoktur. Ancak egzersiz sonuç almak için günlük rutinde devamlı tekrarlanması gereken bir şeydir. Yüz kaslarıyla ilgili şikayeti olan hastaların çoğu bu yönteme vakit ayırmayı tercih etmeyecektir. Elektronik kas stimülasyonu, kasların çalışmasını yalnızca %20 oranında artırır. Bu yöntemle ilgili araştırmalar, özel mikro küre uygulamalarıyla kaslarda yaklaşık %20 oranında iyileşme kaydedildiğini ve elde edilen sonuçların korunması için uygulamanın günlük olarak tekrarlanması gerektiğini göstermiştir. Oysa, yüz kaslarında enzim tedavileri kullanılarak daha doğal ve uzun süreli düzelmeler elde edilmektedir. Çünkü kaslar kendileri de hareket ederler ve kendi dirençlerini sağlamaya çalışırlar. Bu doğal hadise ‘izometrik egzersiz’ veya ‘pasif jimnastik’ olarak da bilinir. Kasların herhangi bir reaksiyonunda motor nöronları asenkron bir şekilde hareketlenmeye ve azalmaya başlar. Motor nöronları ne kadar birleşirse kasların güçleri de o kadar artar.
Eğer ‘gerdirme’ tekniğiyle (bir motor kontrol noktasından diğerine) cildinize çok güçlü bir enzim maskesi uygularsanız bunu sıradan bir durum gibi yorumlayabilirsiniz. Yüz, boyun ve dekolte kaslarının çoğu yan, dikey ve yataydır. Bu kaslar üzerinde çalışarak sonuç elde edilebilir. Ağız ve göz bölgelerindeki kaslar ise yuvarlak kaslardır. Yönleri belli olmadığı için bu kaslarla bu şekilde çalışamazsınız.

Yağ yakan enzimler

Cilt tedavisinde uzun yıllar boyunca kullanılan üç adet sert enzim vardır. Tüm enzim grupları arasında bunlar en saldırgan olanlarıdır ve cildi hassaslaştırırlar. Bu enzimler bazı ülkelerin mutfaklarında ‘yağ yakıcı’ adı altında kullanılmaktadır. Ucuz ve sert bir bifteğe bu enzimleri sıktığınız zaman birkaç saat içinde soyulurcasına eti yumuşatırlar. Bunları 15 dakika süreyle ciltle temas ettirdiğinizde derinin yanı sıra ağız, göz ve burundaki mukus membranlarını tahriş ederler. Bunlar bromelain (ananastan gelir), papain (papayadan gelir) ve pankreatindir (hayvanların iç organlarından elde edilir). Ben bu enzimleri yalnızca derinin çok kirli ve kalın olduğu, ölü hücrelerin çok olduğu durumlarda kullanıyorum.
Vücudumuzda bulunan her enzimin kendine özgü bir çalışma sistemi vrdır. Enzime pepsini buna iyi bir örnek olacaktır. Bu enzim kendi başına, yani vücut dışında, herhangi radikal bir pH faktörü içermez. Oysa yoğun asit içeren ortamlarda maksimum tepkisellik göstermek için üretilmiştir. Yine buna benzer bir biçimde birçok enzimin de yoğun alkalili ortamlarda tabiatı değişir.
Enzim reaksiyonları genellikle 30 ila 40 santigrat derece aralığındaki sıcaklıkta gerçekleşir. Oldukça karmaşık biyolojik moleküller olan her bir enzimin sıvı ve sıcaklık değişiklikleriyle karşılaştığında verdiği kendine has bir reaksiyonu vardır. Bazı sert enzimler sıcak deriye uygulandıklarında reaksiyonlarını hızlandırır ve kısa bir süre güçlü etki gösterirler. Ardından ise hızla tabiatları değişir. Daha karmaşık ve ‘zeki’ enzimler ise doğrudan vücut ısısına tepkime gösterirler ve vücut ısısındaki değişime göre faaliyetlerini değiştirirler.
Tüm bu faktörler enzim terapisini deri tedavisine yönelik ürünler geliştiren üreticilerin çoğu için tek başına etkileyici kılmazlar. Ben 39 yılı aşkın zamandır deri tedavisinde enzimleri başlıca unsurlar olarak gören biri olarak enzimlerin yaşlanmaya bağlı her türlü sendromda kullanılabileceğini anladım. Eğer bir gün profesyonel olarak çalıştığım tüm aletleri veya yöntemleri bırakmaya zorlansam ve yalnızca bir seçme hakkım olsa enzimlerle tedaviyi seçerdim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir