Retinoidler Ve Deri Üzerindeki Etkileri – DMK İstanbul

Retinoidler Ve Deri Üzerindeki Etkileri

DMK efa+
31 Mart 2016
Yaraların İyileştirilmesi
31 Mart 2016

RETİNOİDLER VE DERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Hepimiz havuç yediğimizde derimizin daha iyi bir hal alarak savunma mekanizmasını geliştirdiğini biliriz. Bunun sebebi beta-karotendir. Bu madde retinoid ailesindendir ve ailenin diğer üyeleri gibi hareket eder.

Retinoidler poliizoprenoid lipid moleküller grubunu kapsamaktadır. Bu grup retinol (A vitamini) ve türevlerini (moleküler birimlerini) içerir. Retinol, canlı organizmaların doğal gelişimleri için gerekli, yağda çözünebilen bir vitamindir.

Retinolün metabolizması

İnsan vücudu tek başına retinol, yani A vitamini üretemez. Bunun yerine ihtiyacını günlük besinlerden karşılar. Ciğer, yüksel miktarda retinol esteri içerdiği için iyi bir A vitamini kaynağıdır. Retinol herhangi bir bitkide bulunmaz. Ancak vejetaryenler endişelenmesin, bitkiler retinol molekülleri olan karotenoidleri içerir. Çoğu retinoid karmaşık retinol ve retinol bazlı protein temellidir. Retinoidlerin her biri farklı hücresel süreçlere katılırlar. Örneğin, retinal, susuzluğu önlenmesine yardımcı olabilen tek retinoid türüdür. Retinoik asit ise tam tersine epitel hücre olgunlaşmasına ve büyümeye etki eder. Retinoidler işlevleri steroid veya tiroid hormonuna benzeyen, büyümeyi düzenleyici hormonlar gibi düşünülürler. Retinoidlerin, hücre gelişimine etki eden genleri doğrudan veya dolaylı olarak düzenlediği ifade edilmektedir.

Her şey kontrol altında

Gelişimleri sırasında hücreler yapısal olarak değişirler. Keratinositler yavaş yavaş bazal katmandan epidermisin korun tabakasına doğru gelişirler. Deride bulunan retinoik asit bazal hücrelerin dış görünümünün (fenotip) değişmemesi için görev yaparlar. Retinoik asit, bazal hücrelerin dermal kılcal damarlara yakınlığına göre elde edilir. Keratinositler deri yüzeyine yönelirlerse retinoik asit azalır ve hücreler gelişmeye başlar.
Bunun dışında, retinoik asit yavaş bölünen keratinositlerde DNA sentezini hızlandırırken hızlı bölünen keratinositlerde DNA sentezini yavaşlatır. Hücre bölünmesinin biyokimyasal şekilde gerçekleşmesini sağlar ve standart dışı değişiklikleri önler. Epitel dokuda doğrudan veya dolaylı olarak retinoidlere bağlı olan, retinoidler tarafından hızlandırılan veya yavaşlatılan çok sayıda büyüme faktörü ve reseptör bulunur. Fibroblastlar bunlara örnektir. Retinoik asidin fibroblast sayısını ve fibroblastların kolajen üretimini düzenlediğine dair bir inanış vardır. Ancak bu sav tüm detaylarıyla çalışılmamıştır. Bazı çalışmalar retinoik asitin UV ışınları sonrasında ciltte yüksek miktarda oluşan proteolitik enzimleri önleyebileceğini söylemektedir. Bu proteazların kolajen eksikliğiyle bağlantılı olduğu göz önünde bulundurulduğunda retinoik asitin güneş ışınlarına bağlı yaşlanmayı azaltabileceği söylenebilir.

Yaygın retinoidler

Beta karotin: Bitkilerin temel bir bölümüdür. Biyolojik olarak aktif hale gelmeden önce sindirim işleminde oksitlenme yardımıyla retinale dönüşmek durumundadır. Vücutta lipid yapıda görünür ve serbest radikallerle mücadelede etkilidir.
Retinol: Bu madde daha çok A vitamini adı altında bilinir. Kimyasal açıdan bakıldığında ise organik bir alkoldür. Retinol insan sağlığı ve gelişimi için önemlidir. Eksikliği veya aşırı dozu ciddi sorunlara neden olabilir.
Retinal: Retinaldehid veya trans retinal olarak da bilinir. Bu madde organik aldehitler ailesindendir. Retinolün oksitlenmesiyle ortaya çıkan bir metabolittir. Bu nedenle gece körlüğünü önlemede önemli bir etkisi vardır. Değişken oluşu nedeniyle retinal sıklıkla tamamlayıcı parça olarak kullanılır. Çünkü aniden oksitlenme veya kimyevi yapısal değişiklikler göstererek devamında aktifliğini yitirebilir.
Retinil asetat: Retinol ve asetik asitin esteridir. Enzimatik hidroliz yardımıyla trans retinole dönüşebilir. Retinoik asitin oksitlenmesinin bir sonucu olarak cilt yüzeyindeki ölü hücre kalıntılarının atılmasını sağlar. Oldukça stabildir ve deride çoğalıp birikebilir.
Retinol palmitat: Bu madde retinol ve palmitik asidin bir esteridir. Biyolojik olarak aktif hale gelmeden önce enzim yardımıyla hidrolize olmalıdır. Retinol palmiyay oldukça stabil bir maddedir ve retinoidler arasında en az tahriş edici olanlardan biridir. Deride retinolün en yaygın formu olarak bulunur.
Tretinoin: Retinoik asitin sentetik bir formudur. Retin-A ve Renova markası adı altında harici kullanım için tasarlanmıştır. Reçeteyle satılır ve şiddetli tahrişi önler. Keratolitik etkisi yüksektir. Bu da dış epitel katmanın çok incelmesine yol açabilir.

İlaç olarak kullanılan bu madde (izotretinoin) retinoik asitin sentetik bir formudur. Daha çok accutane ve Roaccutane markaları adı altında bilinir. Reçeteyle satılır ve şiddetli akne türlerini önlemeye yönelik bir maddedir. Temel işleyişi şu şekildedir: Sebum tabakasının çalışmasını engeller. Bu ilacı kullanan veya kullanmış kişilerde keratolitik etkilerde artış olabilir, deride yoğun aşınma, soyulma gibi ciddi yan etkilere yol açabilir.

Deriye etkileri

Tüm retinoidler deride hücrelerin genetik yapısına etki eden biyoaktif metabolitleri oluşturmak için kullanılabilir. Retinoik asit (tretinoin) deriye direkt uygulanırsa yan etkiler görülebilir. Yukarıda bahsedilen retinoidlerin kullanımı yeni hücre materyallerinin, özellikle de fibroblastların ve kolajenlerin, üretimi açısından önemlidir. Hücre farklılaşması azalır, bu da deri katmanlarının düzleşmesini sağlar. Soyulma özelliği derideki ölü hücrelerin atılmasını kolaylaştırır. Sebumda azalma görülmesi de bununla ilişkili hastalıkları olan kişiler için faydalıdır. Dezavantajlar ise olası tahriştir. Tahrişin seviyesi retinoidlerin kullanım süresine ve türüne göre değişiklik gösterir. Uzun süreli kullanımda deride kuruluğa ve incelmeye sebep olabilir. Bazı sonuçlar kısa sürelidir ve kullanımın bırakılmasından sonra problem yeniden ortaya çıkar.
Retinoidler sebum salınımını azaltıp soyulmayı artırdığı için, birlikte kullanıldıklarında farklı tahriş ve rahatsızlıklara sebep olabilirler.
Benzoil peroksit, alfa hidroksi ve beta hidroksi asitler: Bu gruptaki maddeler retinol uygulamasından önce veya sonra, minimum 30 günlük aralıklarla uygulanır.
Mikrodermabrazyon ve başka bir yoğun tedavi yönteminde hastanın daha önce hangi ilaçları kullandığını belirlemek önem arz eder.

İstisnai molekül

Resorsinol nedir? Yaygın inanışın aksine resorsinol bir retinoid değildir ve kimyasal bir grup olan fenol grubunun bir üyesidir. Antiseptik ve aşınma önleyici özellikleri vardır. Sarımsı rengi ve soyulma etkisi nedeniyle retinoidlerle aynı sınıfta olduğu düşünülür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir