Yaraların İyileştirilmesi – DMK İstanbul

Yaraların İyileştirilmesi

Retinoidler Ve Deri Üzerindeki Etkileri
31 Mart 2016
Akne
31 Mart 2016

YARALARIN İYİLEŞTİRİLMESİ

Danne Montague-King

Yirmi birinci yüzyılda olmamız sebebiyle insanların güzellik uzmanlarından beklentileri artıyor. Güçlü peelingleri ve cerrahi olmayan yüz gerdirmelere yönelik reklamlar halkı şuna inandırdı: Bir terapist her şeyi yapabilir!

Güzel haber ise, geçmiş yılların eskimiş prosedürlerine kıyasla birçok yeni şeyin yapılabileceği. Yıllardır benim yazılarımı okuyanlarınız estetik alanında bilimin neler yaptığı hakkında az çok bilgi sahibi oldu. Uluslararası eğitim merkezlerimizde kurs görenlerinizin çoğu sonuçları birçok plastik cerrahı şaşırtan tedaviler de yer aldı. Fakat, akne ve yaşlanma problemleri dışında her terapistin kariyeri boyunca en az bir kez karşılaştığı bir problem daha var: Yara dokusu.

Tıbbi kategori

• İster kaza sonucu ister cerrahi operasyonlar sonucu olsun, yaralar öngörülemez. Bir yaranın oluşumu hastanın vücudunun iyileşme gücüne bağlı olduğu kadar yaranın durumuna veya cerrahın yeteneklerine de bağlıdır. Yaranın derinliğini etkileyen çeşitli sebepler şunlardır:

• yaranın boyutu ve derinliği
• bölgeye kan ikmali
• derinin kalınlığı ve rengi (etnik hususlar dahil)
• yaranın derideki yönü

Doğru teşhis için yara türleri

Keloid yaralar

Keloidler yaranın köşeleri veya ensizyonu etrafında gelişen kalın, buruşuk ve kaşıntılı kümelerdir. Genellikle kırmızıdırlar veya yarayı çevreleyen deriden daha koyudurlar. Keloidler yara ilk iyileşmeyi gösterdikten uzun süre sonra vücut kolajen üretmeye devam ettiği durumlarda görülürler. Keloidler vücudun her yerinde görülebilmelerine karşın göğüs kemiğinde, kulak memesinde ve omuzlarda daha yaygındırlar. Çok hızlı iyileşme gösteren ve Kafkas halklarına mensup kişilerden daha kalın bir deriye sahip olan siyahi kişiler keloide en yatkın kişilerdir. Ancak keloid yoğunluğu yaşlanmaya bağlı olarak azalma gösterir.

Tedavi: Yaralı doku içerisine steroid materyallerin enjeksiyonu kızarıklığı ve kaşıntıyı azaltır ve bazen yarayı küçültür. Ayrıca, yaralı doku kesilip alınabilir ve bir ya da iki kat dikişle kapatılabilir. Deri dokuları, revizyon cerrahisi sonrasında başka bir keloid görülmesi durumunda nadiren kullanılabilir ancak alınan dokunun yerinde de keloid görülme riski vardır. Hangi yaklaşım uygulanırsa uygulansın, keloidler tekrarlamak konusunda oldukça inatçıdırlar ve bazı durumlarda bir öncekinden daha fazla görülebilirler. Bu gibi durumlarda, ameliyat veya radyasyon terapisi sırasında cerrah yaranın kesilerek alınması ve doğrudan steroid uygulanması yöntemlerini bir arada gerçekleştirebilir. Şiddetli, tekrarlayan keloidlerde yaralı bölgenin üzerinin takip eden bir yıl boyunca örtülmesi doktor tarafından genellikle belirtilir.

Hipertrofik (büyük) yaralar

Bu yaralar kalın görünümlü, kırmızı ve koyu kahverengi olmaları sebebiyle sıklıkla keloidlerle karıştırılırlar. Aralarındaki fark ise hipertrofik yaraların yaranın asıl sınırları ile sınırlı kalmalarıdır. Bir ya da iki yıl içerisinde kendi kendilerine büyürler.

Tedavi: Büyük yara dokusunun cerrahi şekilde alınması yaranın yerini değiştireceği için verimli olmayacaktır. Ameliyat sırasında ve iki yıla uzanan aralıklarla steroid enjeksiyonunun yapılması kalın yaranın şekil değiştirmesini önleyecektir.

Kontraktürler

Derinin büyük bir bölümünde kayba neden olan yanıklar veyahut yaralanmalar derinin kenarlarını bir araya getiren bir tür yara dokusunun gelişmesine sebep olabilir. Bu işleme ‘kasılma’ adı verilmektedir. Bu kasılma kasların ve tendonların normal şekilde hareket etmesini engelleyebilir.

Tedavi

Bir kontraktürün tedavisi genellikle yaranın kesilmesi ve onun yerine bir deri dokusunun veya et parçasının yerleştirilmesi yoluyla gerçekleştirilir. Z-plasty bu tür vakalarda kullanılabilir. Z-plasty, yaranın yerini değiştirmek ve bu sayede doğal hatlara daha fazla yaklaşmasını sağlayarak daha az görünür olan bir yerde deriyi buruşturmak için kullanılan cerrahi bir tekniktir. Bu teknik ayrıca deri üzerindeki gerginliği alarak bölgedeki hareketsizliği rahatlatır. Doku cerrahisinde, alt tabakadaki yağların yanı sıra, deri, kan damarları ve bazen de kaslar vücudun sağlıklı bölgelerinden alınarak yaralı bölgeye taşınır. Yüzdeki yaraların çok görünür olduğu vakalarda yaralar genellikle hipertrofik değildir. Bunlar kolaylıkla asıl yara iyileştikten sonra kesilip alınabilir. Eğer yara yüzdeki doğal kırışıklıklar veya çizgiler boyunca uzanıyorsa bu durumda yara revizyonu cerrahisinde Z-plasty tekniği sıklıkla uygulanır. Çoğu cerrah cildin yatıştırılması için dermabrazyonun yanı sıra bu revizyon tekniklerini de kullanmaktadır (özellikle keloid ve hipertrofik yaralarda). Ama ben dermabrazyonun bir yarayı tamamen geçirdiği bir vaka hiç görmedim.

Terapistlerin uygulayabileceği tıbbi olmayan diğer tedavi yöntemleri

Mikrodermabrazyon

Bunun kullanılmasının asıl sebebi operasyonu gerçekleştirmek için kullanılan cihazın satılmasıdır. Zamanla, devamlı yapılan uygulamalar hipertrofik yara dokularının azalmasına yönelik sonuçlar verir. Ancak bu ileri tedavi için yalnızca kapı aralamaktır. Cihazlar çok az sayıdadır ve yaranın altındaki deri dokusunun birçok kez yeniden yapılması gerekir. Makineler bunu yapamaz, yalnızca iyi bir kimya bu işi yapabilir!

Işıkla tedavi

Belirli miktarda ışık dalgasıyla yaşlanmanın önlenebileceğini ve yaraların iyileştirilebileceğini iddia eden yeni bir çılgınlık var. Bu çılgınlığın reklamında yer alan bilgiler tamamen uydurma bir bilim terminolojisi ve etkileyici grafikler içermektedir. Lazerli cilt revizyonunun yaralı dokuyu iyileştirebileceği de bu bağlamda tartışılabilir.

Elektromanyetik enerji tedavileri

Elektromanyetik dalgaların inanılmaz gücü, ameliyat sonrası yara iyileşme süreçleri için adeta bir bilgisayar gibi programlanabilir. Bu yöntem, cerrah yaralı doku revizyon prosedürlerini tamamladıktan hemen sonra bir terapist tarafından gerçekleştirilebilir. Daha da iyisi, elektromanyetik dalgalar keloid revizyonu için hayati önemde olan normal hücre proliferasyonunu düzenliyor gibi görünmektedir.

Dokuları alkalileştirme

Derideki pH seviyesini pH cetvelinde yaklaşık 12’ye kadar çıkartan suda çözünebilir bileşimler vardır. Derinin doğru bir şekilde alkalileştirilmesi, deri soyulması yoluyla dokuyu yumuşatır. Çoğu zaman, hafif bir kabuk oluşumuna neden olan yumuşak bir tahriş yaratır. Kabuk döküldüğünce yara yassılaşmaya başlar.

Deriyi güçlendiren enzim tedavileri

Yaşlanmayla beraber deri güçsüzleştiği için yaralı dokular daha derin veya daha baskın görünebilir. Derinin enzim tedavileri kullanılarak sıkılaştırılması dokularda geçici ama tedrici bir gerdirme sağlar. Ayrıca deri daha iyi bir hal aldığı için yaralı dokuların görüntüsü de düzelir.

Asidik yağlar

Hem deniz hem de botanik dünyasından bazı yağlar piyasada bulunmaktadır. Bunlar yaraları yumuşatır ve yassılaştırır. Ayrıca koyu pigmentasyonu da azaltır. Kimse bu tür yağların (benim kendime göre teorilerim elbette var) neden işe yaradığını %100 bilmemektedir fakat yıllar boyunca çok sayıda mükemmel sonuç elde edilmiştir. Özellikle de Şili’den gelen Rosa Mesquita yağı ve onun akrabalarıyla. Bu yağlar günde en az üç kez yaralı dokuya doğrudan uygulanmalı ve dokulara işleyebilmeleri için yeterince ufaltılmalıdır. Yaralı doku revizyonu ile ilgili olarak son birkaç on yılda dahil olduğum çalışmaların çoğu yukarıda bahsedilen sonuçları vermiştir. Terapistin yaralı doku tedavileriyle ilgili bilmesi gereken şey sabrın önemidir.

Deri biçimlendirilebilir bir plastik gibidir; kimyaya, elektromanyetik terapiye ve cerrahiye cevap verecek şekle sokulabilir. Ancak, hastanın yaralı doku tedavisinin uzun sürebileceğini kabullenmesi ve terapistin de sabırlı olması başarının altın anahtarlarıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir